Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim çalışanlarını hedef alan kötü niyetli ve mesnetsiz şikâyetlere karşı hukuki sürecin kararlılıkla işletileceğini duyurdu.
MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından 29 Aralık 2025 tarihli ve 149887044 sayılı yazıyla yapılan açıklamada, öğretmenler, okul yöneticileri ve diğer eğitim çalışanları hakkında yapılan asılsız ihbar ve şikâyetlerin, ilgili mevzuat çerçevesinde adli yaptırımlara konu olacağı vurgulandı.
Açıklamada, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 25’inci maddesi hatırlatılarak, devlet memurları hakkında garaz veya mücerret hakaret amacıyla yapılan ve uydurma suç isnadı içeren şikâyetlerin, soruşturma veya yargılama sonucunda asılsız çıkması hâlinde, şikâyette bulunanlar hakkında Cumhuriyet Savcılığına başvurulmasının zorunlu olduğu ifade edildi.
Ayrıca 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 15’inci maddesine atıf yapılarak, memurları mağdur etmek amacıyla yapılan uydurma suç isnatlarının, hazırlık soruşturması veya yargılama sonucunda tespit edilmesi durumunda, Cumhuriyet başsavcılıklarınca re’sen soruşturma başlatılacağı belirtildi.
MEB açıklamasında, eğitim hizmetlerinin sağlıklı ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi için eğitim çalışanlarının baskı, tehdit ve haksız isnatlar altında kalmadan görev yapmasının büyük önem taşıdığı vurgulandı. Eğitim çalışanlarının moral ve motivasyonunun korunmasının, kamu hizmetinin kalitesi açısından kritik olduğu ifade edildi.
Bu kapsamda, usulüne uygun yürütülen soruşturma veya yargılama süreçleri sonucunda, eğitim çalışanlarına yönelik şikâyetlerin kötü niyetli ve mesnetsiz olduğunun anlaşılması hâlinde, mülki idare amirleri tarafından gerekli adli süreçlerin başlatılmasının önem arz ettiği belirtildi.
MEB Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’nin 29/12/2025 tarihli ve 149887044 Sayılı Yazısı:
Sayı: E-86839228-485.01-149887044
Konu: Kötü Niyetli veya Mesnetsiz Şikayetler Hakkında
DAĞITIM YERLERİNE
Bilindiği üzere 657 sayılı Devlet memurları Kanunu’nun “İsnat ve iftiralara karşı koruma” başlıklı 25’inci maddesinde: “Devlet memurları hakkındaki ihbar ve şikayetler, garaz veya mücerret hakaret için, uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde, merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde valiler, isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler.” hükmüne yer verilerek Devlet memurlarının asılsız ihbar ve şikâyetlere karşı korunması amaçlanmıştır. Bu hüküm ile Devlet memurları hakkında yapılan suç isnadının gerçek dışı olduğu ve garaz veya mücerret hakaret amaçlı, uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı, soruşturma veya yargılama süreci sonucunda ortaya çıktığı takdirde, bu isnadı yapan kişiler hakkında kamu davası açılması için idari makamların Cumhuriyet Savcılığı nezdinde harekete geçmesi zorunlu kılınmıştır.
Öte yandan, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun “Cumhuriyet başsavcılığınca re’sen dava açılacak haller” başlıklı 15’inci maddesinde: “Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkındaki ihbar ve şikayetlerin ihbar veya şikayet edileni mağdur etmek amacıyla ve uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı hazırlık soruşturması sonucunda anlaşılır veya yargılama sonucunda sabit olursa haksız isnatta bulunanlar hakkında yetkili ve görevli Cumhuriyet başsavcılığınca re’sen soruşturmaya geçilir.
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlarda kamu davası açılması için Cumhuriyet başsavcılığına başvurma ve haksız isnatta bulunanlar hakkında genel hükümlere göre tazminat davası açma hakları saklıdır.” hükümlerine yer verilerek, hazırlık soruşturması veya yargılama süreci sonunda isnadın gerçek dışı olduğunun anlaşılması hâlinde, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında asılsız, uydurma ve mağdur etmeye yönelik ihbar veya şikâyette bulunan kişilerin, Cumhuriyet başsavcılığınca re’sen soruşturmaya tabi tutulacağı açıkça düzenlenmiş olup, kamu görevlilerinin görevlerini ifa ederken kötü niyetli isnat ve şikâyetlerle baskı altına alınmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, ilgili kamu görevlisinin kamu davası açılması için Cumhuriyet Başsavcılığına başvurma hakkı ile haksız isnatta bulunanlar hakkında genel hükümlere göre tazminat talebinde bulunabilme imkânı da saklı tutulmak suretiyle, memurun hem ceza hukuku hem de özel hukuk bakımından korunması amaçlanmaktadır.
Bu çerçevede, eğitim öğretim hizmetlerinin sağlıklı, düzenli ve etkin bir şekilde yürütülebilmesi için öğretmenlerimizin, eğitim yöneticilerimizin ve diğer eğitim çalışanlarımızın görevlerini baskı, tehdit veya haksız isnatlar altında kalmaksızın yerine getirebilmeleri büyük önem taşımaktadır. Eğitim çalışanlarının moral ve motivasyonunun yüksek tutularak haysiyet ve onurunun korunması, kamu hizmetinin niteliği ve verimliliği üzerinde doğrudan etkili olup, görevleri ifasında kötü niyetli veya mesnetsiz şikâyetlerle çalışmalarının sekteye uğratılması kabul edilemez bir durumdur.
Bu itibarla, usulüne uygun olarak yapılan soruşturma veya yargılama süreçleri sonucunda, eğitim çalışanlarımız hakkında yapılan ihbar veya şikâyetlerin uydurma suç isnadı ile çalışanı mağdur etmeye yönelik olduğunun anlaşılması hâlinde, haksız isnatta bulunan kişiler hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “İsnat ve iftiralara karşı koruma” başlıklı 25’inci maddesi gereğince, mülki idare amirlerince gerekli adli süreçlerin başlatılması önem arz etmektedir.
Gereğini rica ederim.
Yılmaz Güney
Bakan a.
Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri
PDF için TIKLAYINIZ

